Cenab-ı Hak, İslam ile murad ettiği “KAMİL İNSAN” modelini, Hazret’i Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in şahsında sergilemiş, O’nu bütün insanlık alemi için, emsalsiz örnek bir şahsiyet kılmıştır.

Dünya zifiri bir cahiliye karanlığına gömülmüş iken, Allah Rasülü’nün ebedi kurtuluş davetini insanlığa duyurmak için, tek başına gösterdiği o canhıraş gayretlerini hatırlayalım. O’nun yaptığı mücadelenin, bizler bugün ne kadar içinde olduğumuzu ve İslam’ı ne kadar yaşadığımızı tefekkür edelim.

Fahr-i Kainat Efendimiz, İslam Peygamberi ilan edilmeden önce de yanlışa bulaşmamış, insanların içinde el emin yaşamış, İslam düşmanlarının dahi güveninin tam olduğu aşikar olan, insanların efendisidir.

Peygamber Efendimiz buyurdu ki; “Cinlerin ve insanların asileri hariç, yer ile gök arasındaki her şey, benim Allah’ın Rasülü olduğumu bilir.”

O’nu Uhud tanıdı, hurma kütüğü tanıdı ve hasretiyle inledi, hayvanat bile O’na sığınıp, O’nu kendine dert ortağı yaptı…

Lakin Ebu Cehil ve emsalleri, dün olduğu gibi bugün de O’nu tanımadı, tanıyamadı.

Allah’a ve peygamberlerin gösterdiği yola muhalefet edip mü’minlere zulmedenlerin, er-geç ilahi kudretin acı azabı ve intikam tecellileri ile karşılaşmaları, kaçınılmaz ve değişmez bir ilahi kanundur.

NE MUTLU, Peygamber Efendimiz’in ve ashabı kiramın aşkından hisse alarak kalplerini iman vecdiyle, gönüllerini Kur’an ruhaniyetiyle, ruhlarını hizmet neşesiyle, vicdanlarını güzel ahlakın berraklığıyla süsleyip ebedi saadetin manevi hazzı içinde yaşayan mü’minlere…

Ya Rabbi; bizleri ve neslimizi Kur’an-ı yaşayan, Peygamber efendimizin yolundan gidenlerden eyle.

Allah ve Rasulü’ne karşı muhabbetimizi daim eyle.

Son nefesimizi İman’la vermeyi nasip eyle…