Akşehir’in yetiştirdiği ender insanlardan birisi olan Dr. Aziz Perkün, 1946 yılında TBMM’ne CHP’den Konya Milletvekili olarak seçilir. Maliye Bakanlığı’nın bütçesi TBMM’sinde görüşülürken 23 Aralık 1946 tarihinde Dr. Aziz Perkün, Çocuk Esirgeme Kurumu’nun haklarını savunan müthiş bir konuşma yapar. İşte, ders niteliğinde olan bu konuşma:

Dr. AZÎZ PERKÜN (Konya) – “Yüce Kamutay; bütçeyi gözden geçirirken Maliye Bakanlığı yardımlar faslında Çocuk Esirgeme Kurumu’na ayrılan sadaka dikkatimi çekti. Ne hazin bir tecellidir ki kara yazılı Türk tomurcuklarını bağrında toplayıp yaşatmaya çalışan bu kuruma Hükümet de tıpkı oradakilerin talihi gibi davranmış.

Değerli arkadaşlar! Şefkat hayatın esası, bunu şuurla, zevkle duyup gösterebilen de ancak insandır. Ve hiç şüphesiz dünyadaki insan topluluklarının en cömerdi, en merhametlisi de Büyük Türk Milleti’dir. Hür Türk Topraklarının en ücra köşelerine kadar şümulü olan Devlet Bütçesinin bu yurtta yer yer serpilmiş olan körpe baht esirlerine, at, ağaç ve keçilere verdiği kıymet kadar olsun alâka göstermediğini gördükten sonra iç sızısı duymamak mümkün değîl…

Bunda bir zühul olduğuna inanmak istiyorum. Beş bin liralık gibi küçük bir yardımı milyarlık bütçesiyle öğünen bir devlet değil, en mütevazı bir belediye, orta halli; fakat şefkatli bir vatandaş bile yapar.

Çocuklu babaları düşünebilen baş, babasız ve yuvasız yavruları asla ihmal edemez arkadaşlar, Çocuk Esirgeme Kurumu, Ankara’ya münhasır ve yalnız Samanpazarı’ndan Keçiören’e uzanmış bir teşekkül değil, köylerine varıncaya kadar, bütün Türk vatanına kol atmış ve benimsenmiş millî, içtimai, insani bir hamle cihazıdır.

Ne yazık ki,. Hükümetin yayınladığı beyannamedeki iane toplama yasağı, bu müessesenin gelir kaynaklarını şimdiden kurutmuş, esasen mahdut olan kimsesiz çocuklar, bakımsız çocuk, aç çocuk himayesi işi şimdiden aksamıştır.

Hilhaktan beri bir baş etrafında toplanmağı şiar edinerek Devletler kurmuş olan ve bağlılığını, itaatini, hürmetini ona «baba»; adını takmakla ifade eden Türk Milleti; yukarıda arz ettiğim yasaktan gayri bir de, (Devlet Babanın) çocuğu mühimsemediğine, kıymetlendirmediğine şahit olursa acıma duygusunu, yardım zevkini yavaş yavaş kaybeder. Böylelikle de bu güzel hayır kurumunun esasen cılız ve sıska olan bünyesi erir, dağılır, silinir gider.

Eğer, bekamızın temelini teşkil eden ve maalesef yarı yarıya ölümle biten, çocuk işi Devlet çapında hayati ve muazzam bir dâva olarak doğana kundak, Ölene kefen saran el; hayata çırılçıplak göz açmış yoksul ve bakımsız olanlarda da dudaklarını ıslatacak bir damla sütü midelerinin feryadını dindirecek bir lokma ekmeği esirgememelidir. Üniversiteler bütçesi görüşülürken, Muhterem Hocam Saim Dilemre (Bütçe yapılmış, olan olmuş, artık değişmez) buyurmuşlardı. Evet, belki öyledir belki öyle olması lâzım gelir gibi, görünür. Amma millî hayatımızla, istikbalimizle, her çeşit hareket ve hamlelerimizle ilgili bulunan bu işte öyle düşünmeyeceklerine imanım var.

Bu Millet isterse, Yüce Meclis dilerse, zora geldikçe yenip değiştirdiği vefasız talihlerimiz gibi onu da değiştirir. Eşsiz idaresi, yenilmez azmi ile çağlar boyunca, tarihin bile seyrini değiştirmiş olan ve istediği anda bütün nesillerine yepyeni ay aydın hayat ufukları açmış olan kadir Türk Milletinin Yüce Meclisi, Çocuk Esirgeme Kurumu’na yardım sayıklayan kısır, sıska rakam adetlerini mi değiştiremeyecek? Bu, bir hak arkadaşlar; acezemizin umduğu, sefaletin beklediği haktır. Hem de ne tetkike ne tahlile ne de gönül çelen nezaket yüklü vaatlere tahammül olmayan bir haktır.

Ele alınmak üzere bir karara varılmamış ta sezinlediğim şu veya bu görüş, düşünüş re duyuşları tefhim zımnında, bu çelimsiz yardım; Çocuk Esirgeme Kurumu’na reva görülmüş ise çok yanlış ve çıkmaz bir yol tutulmuş demektir. Şayet benim anladığım gibi değilse, bu mudil davanın temelleri atılıncaya kadar olsun, aziz Türk goncalarını sefaletin, ölümün merhametsiz kollarından kurtarmağa uğraşan Çocuk Esirgeme Kurumunu haklarından, hisselerinden mahrum etmeyin…

Şefkatle çarptığını bildiğim ana ve baba kalplerinizden başka ısıtacak güneşleri bulunmayan yavrularımızın gözyaşlarını kurutacak ılık ışıklarınızı esirgemeyin. Onlara da verin… Hiç olmazsa gelecek seneler için olsun verin ki… Bu mukaddes Türk mabedinden uzanan halaskar ve yumuşak millet elinin okşayıcı temaslarıyla onlar da gelişsin ve bu aziz yurda verimli, gürbüz birer varlık olabilsinler.” (Alkışlar)

Kaynak: Türkiye Büyük Millet Meclisi 8. Dönem 2. Yasama Yılı tutanakları.