21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul’da doğan İkinci Abdülhamid, kuvvetli bir hafızaya ve basirete sahipti. Deha derecesinde siyasetçi ve çok cesur bir padişahtı. Tasavvufa önem veren ve takvaya uygun bir yaşantısı vardı.

Abdülhamid döneminin, Osmanlı devletinin en buhranlı zamanlarına rastlaması çok büyük talihsizlikti. Devlet-i Aliye’yi 33 sene ayakta tutmayı başaran Sultan’ın, görevi boyunca abdestsiz olarak imza atmadığı malumdur.

1908’de düzmece bir irtica olayı bahane edilerek tahttan indirildiğinde “Bu Cenabı Hakkın takdiridir” diyerek, emrinde bulunan askerlerin müdahalede bulunmasına engel olmuştur. Sultan Abdülhamid’in, Filistin’den toprak isteyen Yahudilerin isteklerini reddetmesi üzerine onlar da Sultan’ın tahttan indirilmesinde aktif rol oynamışlardı.

Abdülhamid tahtta olduğu dönemlerde neler yapmıştı:

Polis teşkilatını geliştirdi. Komiserlik ve başkomiserlik makamlarını ihdas etti.

Savcılık müessesesini kurdu. Ceza ve Ticaret usulü kanunlarını çıkarttı.

Askeri dikimevleri, tersaneler, feshaneler kurdurdu.

İstanbul, İzmir limanlarını tesis etti.

Hereke halı ve dokuma, Beykoz deri, Yıldız çini, Cibali tütün, Yedikule iplik ve havagazı, Kireçburnu tuğla, İstinye buz fabrikalarını işletmeye açtı.

Haralar ve örnek çiftlikler, ziraat, baytar, ipek böcekçiliği, orman ve maden ticareti, bahriye, mülkiye, hukuk, Sanayii Nefise, tıbbiye, ticaret ve hendesei Mülkiye, Darü’I-muallim, Darülfünian gibi her dereceden okulları açtırdı. Köylerdeki ilkokulların dışında 300 tane ortaokul açtırdı ve bu okullarda yabancı dillere kadar birçok yeni dersler okutuldu.

Arkeoloji, Askeri Müze, Yıldız Müzesi, Yıldız ve Beyazıt Kütüphaneleri yine o devirde açıldı.

Gureba Hastanesi, Hamidiye Etfal Hastanesi, Yıldız Asker Hastanesi o devirde hizmete girmişti. Kuduz Müessesesi o devirde açıldı.

Darülaceze yine o devirde hizmete girdi.

Hamidiye çeşmeleri ve Terkos su şirketini yine Abdülhamit kurdurdu ve Kırkçeşme ile Halkalı sularının ıslahı yine Abdülhamid’e nasip oldu.

Tahta çıktığında devletin 252 milyon altın borcunu, tahtı bıraktığında 30 milyon altına indirmişti.

Sultan Abdülhamid’e ait bazı sözler;

“Beni evhamlı sanıyorlardı, ben gafil değilim.”

“Osmanlı Devleti’ni parçalamak için birleşen devletler İngiltere, Fransa ve Rusya’dan ibaret olmayıp, bunların yanında gizli olarak Amerika, Brezilya, bir iki küçük kraliyetin yanında bilhassa İslam kardeşliği iddiasında bulunan, İran Devleti dahi aleyhimize ittifak etmişlerdi.”

“Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir!”

“Filistin’i satın almak isteyen Yahudileri kapımdan kovduğum için Allah’a şükrediyorum.”

“Ok atmayı öğrettiğim bir kimse dahi yok ki; sonunda beni nişan almış olmasın!”

Padişah, İttihatçılar için şöyle diyordu: “Devleti on sene idare edebilirlerse, bir asır idare edebildik diye sevinsinler.”

“Gafiller boynumuzu eğmek isterler ama bilmezler ki biz, bir tek Allah’ü Teala’nın huzurunda eğiliriz!”

Abdülhamid tahttan indirildikten sonra Selanik’e sürülmüş ve Selanik’in düşman işgali altında kalma ihtimali ortaya çıkınca, 10 Şubat 1918’de vefat edene kadar İstanbul Beylerbeyi Sarayı’nda yaşamak zorunda bırakılmıştı.

Cenazesi Divanyolu’ndaki Sultan Mahmud Türbesinde, amcası Sultan Abdülaziz ile dedesi İkinci Mahmud’un yanına defnedilmiş ve ölümüne, aleyhine olanlar bile ağlamışlardır.

Ölümünün üzerinden 102 yıl geçmiş olan, cennet mekanı olsun, Abdülhamid Han’ı rahmetle yad ediyorum.