Dünkü yazımda, Üçüncü Dünya Savaşı’nın nüfusu azaltmak için çıkarılacağını yazmıştım. Bugün, bu amacı gerçekleştirmek için Hollywood film sektörünü nasıl kullandıklarını inceleyip bunu meşhur bir film üzerinden örneklendireceğim.

Öncelikle 2012 yılına gidelim. Hatırlarsanız o yılın aralık ayında dünyada “kıyamet kopacağı” gündemdeydi. Sebep olarak ise Maya Takvimi’nin 21 Aralık 2012 yılında bittiği delil gösterilmişti. Hatta kıyamet sonrasında dünyada kurtulacak yerlerden birisi de İzmir’in Selçuk ilçesi Şirince köyü olarak gösterilmişti. Aralık ayında Şirince köyünde turist sayısında patlama yaşanmış, dünyaca ünlü sanatçılar bu köye gelmişti.

2012 yılını özel kılmak için Hollywood film sektörü de devredeydi. 2009 yılında çok büyük bütçelerle bir film çekilmişti. Adı: “2012” idi. Filmde dünyada çok büyük depremler, tsunamiler, volkanik patlamalar olduğu ve Mayaların bahsettiği kıyametin 2012 yılında gerçekleştiği konu edilmişti. Film birçok dalda ödül almış ve 800 milyon dolar hasılat elde etmişti. 2009’da gösterime giren bu film 2012 yılı için çok büyük bir rol oynamıştı.

Gelelim Şirince köyüne… 21 Aralık 2012 gününü dün gibi hatırlıyorum. Okuldan eve gelmiş televizyonu açmıştım. Tüm TV haber kanallarında kıyamet kopacak mı kopmayacak mı beklentisi vardı. Güya birkaç uzman da kendince yorum yapıyordu; gezegenler aynı hizaya gireceği için dünya başka bir boyuta evrilecekmiş, bu yüzden Mayaların takvimi doğru olabilirmiş.

Tabi ertesi gün oldu ve kıyamet de kopmadı. Yav nasıl olur bizi kekledi mi bu Mayalar? Mayalar değil bizzat Hollywood ve “nüfus planlaması” yani dünya nüfusunun azaltılmasını savunan dünyayı yöneten çete, insanların zihnine bu fikri yerleştirmek için böyle bir proje başlatmışlardı. Yegane amaç “nüfusun azaltılması” fikriydi.

2012 yılı filminin konusu da bu idi. Filmde başta ABD olmak tüm dünya ülkeleri felakete uğruyor. İnsanlık soyunu devam ettirebilmek için dünyanın en kalabalık nüfuslu ülkesi Çin’de gemiler yapılıyor. Tabi bu gemiye binmek kolay değil. Bir bilet 1 milyar dolar. Sadece ülke başkanları, Arap şeyhleri ve en zengin insanlar gemiye binebiliyordu.

Filmin sonunda gemiye binenler kurtuluyordu. Ancak tüm dünya nüfusu yok olduğu için kurtulan insanlar belki de 100 bin bile değildi. Ancak dünyayı yeniden, sıfırdan kuracak insanlar o gemide olduğu için nüfusun azlığı çok da önemli olmasa gerek.

Hollywood dizi ve filmlerinde son 10 yılda neden sürekli “Zombi” filmlerinin arttığını hiç düşündünüz mü? Dünyayı saran bir virüs ve dünya nüfusunun neredeyse tamamının yok olması. Kurtulanlar ise yine ya çok zenginler ya dünyayı yönetenler ya da kendi başına bir süre hayatta kalabilen sıradan halk. Zombi filmleri o kadar çok artmıştı ki gerçek hayatta insanlara zombi salgınından sonra hayatta kalma dersleri veren YouTube kanalları bile ortaya çıkmıştı.

Neden sürekli dünya nüfusunun yok edildiği ve sadece belli insanların hayatta bırakıldığı bu filmlerin sayısında artış oldu? Dünkü yazımda da belirttiğim gibi dünyayı yöneten küresel çete yaklaşık 8 milyar insanı, doğal kaynaklar ve dünya ekosistemi için tehlike olarak görüyor ve kesin olarak azaltmasını istiyor.

Bu sebeple kendi güdümünde olan Hollywood dizi ve filmlerini de etkin bir biçimde kullanıyor. Biz de kaliteli film izlediğimizi zannediyoruz ancak bilinçaltımıza; “Evet, gerçekten de nüfus çok fazla, azalmasında fayda var” fikrini kazıdıklarının farkında bile değiliz. Bunun farkında olmamız için çok okumalı ve araştırmalıyız. Bizi nasıl yavaş yavaş öldürdüklerini de bilmeliyiz.

Not: Tüketim kültürünü kim belirliyor, önce hastalığı çıkarıp sonra tedaviyi önüne sunan kim, son 25 yıldaki kanser artış oranları ne, BM’nin dünya nüfusunun geleceği hakkındaki öngörüsü ne, gerçekleri gizliyorlar mı? Çok oku, çok araştır…