Ahmet Rasih Uslu Hoca Efendi, 1925 yılında Doğanhisar’da doğmuş ve 3 Nisan 2008’de Doğanhisar’da vefat etmiştir.

Babası İdris hocanın camilerde verdiği vaazlardan etkilenerek, İslami ilimleri öğrenmek için arayışa girmiştir. Rasih hoca, Mahmut Abit hoca, Kerpeten hoca ve Çöllü hoca gibi isimlerle birlikte, Yunak Piribeylili Hüseyin efendiden 4 yıl boyunca ilim tahsil etmiştir. Kaynağından öğrendiği Tefsir, Fıkıh ve Hadis ilimleri hayatının dini vecibeler üzerine şekillenmesini sağlamıştır.

Rasih hoca Doğanhisar’a döndükten sonra, iaşesini karşılamak maksadıyla terzi dükkanı açar. Her ne kadar terzilik asıl işi gibi görünse de esas gayesi insanlara tebliğde bulunmaktır. Evinde, dükkanında, camide nerede rast gelirse, insanlara Kur’an-ı Kerim öğretmek ve İslam’ı yaşayarak anlatmak temel felsefesi olmuştur.

Allah’ın emirlerini insanlara ulaştırmak için azami gayret sarf etmiştir. Terzi dükkanının tebliğ görevine engel olduğunu görünce, işyerini bırakarak Kur’an Kursu hocalığı sınavlarına girmiş ve kazanmış. Doğanhisar’da mesai mefhumu gözetmeden aralıksız, yaş haddinden emekli olana kadar hizmet etmiştir.

Bu arada intisaplı olduğu, Mahmut Sami Ramazanoğlu (ALTINOLUK) cemaati adına, Akşehir, Yunak, Doğanhisar, Çeltik ve Tuzlukçu ilçelerinde, binlerce kişinin Kur’an-ı Kerimle tanışmasına ve namaz kılmasına, hülasa İslam’ı yaşamasına vesile olan akşam sohbetlerine de devam etmiştir.

Rasih hoca tam bir İmam hatip okulları sevdalısıydı. 28 Şubat döneminde bazı yerlerde öğrenci bulunamadığı için bu okullar kapanırken, onun çabalarıyla Doğanhisar imam hatip okulu, yoluna devam etmiştir.

Çevresindekilere her zaman Allah’ın rızka kefil olduğunu, İslam yolundan ve davasından ayrılmamalarını tembihliyordu. 1991 yılında yaz günlerinden biriydi, bendeki manevi boşluğu bilen bir arkadaşım, bu akşam seni bir yere götüreceğim, çok huzur bulacaksın dedi.

Akşam birlikte eski hastanenin arkasında, bir eve gittik. Evde toplanmış olan kişilerin, telaş ve heyecanını görünce, bende de farklı bir heyecan oluşmuştu. Kimdi beklenen misafir, nedendi bu kadar heyecan ve hürmet.

Ev sahibinin sevinçle hocam geldi diye, kapıya yönelmesiyle içeride sessizlik oluştu. Kapıdan içeri uzun boylu, cübbeli, bol pantolonlu, cepkeninin cebinden köstekli saatinin zinciri sallanan, bembeyaz uzun sakallı, gözleri ışıl ışıl parlayan, başında örgü beyaz takkesi ve asasıyla Rasih hoca giriverdi.

Selam vererek herkesle musafalaştı ve mindere oturdu. Odada bulunanlara isimleriyle hitap ederek, hal hatır soruyordu. İnsanları gülümseten espriler yaparken, birden bana dönerek, sen yeni mi geldin, adın ne diye sordu. Kendimi tanıtırken, Konarılıyım deyince, bunların özü sağlam suları sert ama çok mert olurlar, diyerek yanına oturmamı istedi.

O günden sonra benim hayatımda, çok farklılıklar oluştu. Düzenli namaz kılmaya başlamış, parmağımda, bileğimde ve boynumda takılı olan, altın takılardan rahatsızlık duyarak hepsini çıkarıvermiştim. “Sakal erkeğin süsüdür” sözü üzerine, kısa da olsa sakal bile bırakmıştım.

Artık akşam sohbetlerinin müdavimleri arasına ben de dahil olmuştum. Bendeki olumlu değişimi gören, yakın çevrem ve akrabalarım da sohbetlere gider olmuşlardı.

Rasih hocamız sohbetlerinde, insanlara siyasi düşüncelerinin haktan yana olması gerektiğini söyler, hiç bir siyasi partiyi dikta etmezdi.

Makam ve mevkilerin geçici olduğunu söyler, zenginlik ve fakirliğin ise kul’ların imtihanı için bir vesile olduğunu, kimseyi kırmadan üzmeden anlatırdı.

Vefatına kadar sohbetlerine katılmaya gayret ettim.

Allah Ahmet Rasih Uslu Hocamıza, gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşallah…