Dertlisin, kederlisin, anlatmasan da her halinden belli oluyor.

Araç kullanırken dikkatin dağılıyor, işyerinde gülümseyen yüzünden eser kalmadı. İşlerin yolunda gitmiyor, galiba evde huzursuzluk var, çocuklarında asilik başladı, ya içki içiyor, ya uyuşturucu ya da sigara müptelası oldular değil mi?

Anlıyorum başın ağrıyor, ardından mide ve karın ağrıların ve sonunda kalbin sıkıştırmaya başlayacak. İşte ona çok dikkat et, çünkü o bir anda, seni tepetaklak götürür.

Hastaneler artık eskisi gibi değil, doktorlar çok iyi muayene ediyorlar. Muhtemelen sana da psikoloji hapları verdiler değil mi?

Başlangıçta biraz rahatlamış gibi olsan da sorunların çözüme kavuşmuş olmayacak. Bilecenlik yapıyorsun demezsen, ben onun şifasının ne olduğunu anlatıvereyim sana, inşallah sen de şifa bulursun.

Bu anlatacağım yöntem; denenmiş, tatbik edilmiş, hiç bir yan etkisi yok. İnan bana Canan Karatay hocanın anlattığı, organik gıdalardan daha da organik. Huzur, mutluluk, şifa, sağlık hepsini kapsıyor ama içten ve samimi olman şartıyla.

Bir gece saat 03 gibi sıcacık yatağından kalk, tertemiz abdest al ve bir süre kanepeye otur tefekkür et. Ben nerede hata yaptım, kimlerin hakkını yedim, kimlere zulmettim, anneme babama mı yanlış yaptım, haa bunları yapmamış da olabilirsin, sakın beni yanlış anlama.

O anda hayatın, bir film şeridi gibi geçsin gözlerinin önünden. Doğrusuyla, yanlışıyla, güzellikleriyle ve tabi ki çirkin olan bölümler geçerken yüzünü ekşisin, ben senin yüzünden bu durumdayım, beni bu hale sen getirdin de.

Daha sonra kendini resetlemek için, ayağa kalk ve kıbleye yönel, evin halısı zaten temizdir, seccade açmana gerek yok.

Kaldır ellerini dünyayı arkana at ve Allahuekber de, artık aranızda kimse yok, bir sen, bir de o yüce yaradan. Rüku’ya eğildiğinde, artık kapıdan içeri girmeye çok yakınsın, birazdan secdeye varacaksın, o açacak kapısını, iste kulum diyecek, benden iste. Ne dileğin varsa bana söyle, ben sana can verdiğim gibi, nefes verdiğim gibi, yine karşılıksız olarak verecek olan, seni huzura erdirecek olanım diyecek.

Ne ücret isterim, ne torpil sorarım, ne kaç puan aldın derim, ne diploman yetersiz derim, sen geldin ya bana, huzurumdasın ya, artık baş başayız diyecek.

İşte kardeşim; secdeye vardığın o anı değerlendir, gönlünde ne varsa, aklından ne geçiyorsa, dilin ve dudakların ne kadar yetiştirebiliyorsa iste, iste gözlerin de boş durmasın aksın yaşlar, varsın halı ıslansın, korkma ne kalbin durur, ne de gözlerin kurur, hem ağla, hem ben geldim de.

Allah’ım ilk defa geldim, bir daha gitmemek üzere geldim, belki geç geldim ama geldim, buradayım de.

Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim tüm günahlarımdan tövbe ettim, söz veriyorum bir daha yapmayacağım de.

Kendinden geçinceye, rahatlayıncaya kadar secdeden kalkma, hatta istersen o halinle uyuya kal, yabancı yok, seni senden daha iyi bilenin huzurundasın seni kimse kınamaz, yadırgamaz.

Karnı aç bir bebeğin ağladığı gibi ağla.

O gecenin sabahında da oruçlu ol ve hayatındaki tüm yanlışların üzerini ört. Kimseye geçmişten bahsetme, sanki hiç işlememiş gibi davran ve Allah’a söz verdiğini unutma.

Bir süre sonra, manevi hayatın tadını alacaksın. Huzur bulacaksın, sigaraya ve hatta hafta sonları içtiğin bir kaç duble rakıya bile elveda diyeceksin.

İşlerin bereketlenecek, çevrende saygınlığın artacak, çocukların sözünden çıkmayacak, eşinle daha mutlu olacaksın.

Huzuru bulacak, kendi kendine iyi ki o geceden sonra namaza başladım, çok geç bile kalmışım diyeceksin, artık o günlük aldığın haplara dahi ihtiyaç duymayıp çöpe atacaksın.