İnsanı tarif eden güzel bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.

İnsan aslında uçurtmaya benzer. İNSAN doğar CAN kazanır, büyür GÜÇ kazanır. Gücünü İKRAR’ından alır, ikrar; verdiği kararlardır.

Eğer kararında ADALET’li ise erdemli olur. Adaletinde KEMAL’i bulursa KAMİL olur. İşte o zaman YUNUS EMRE’nin dediği gibi; “Canlar canını bulur. İnsan ölse bile bedeni ölür, ama o Can sonsuza kadar yaşar.”

Bunlardan biri eksik olursa uçurtma uçamaz ve insan da kamil olamaz. Kamil olmayana da zaten insan denmez, BEŞER denir. Beşer deri demek, bildiğimiz deri, hani şu üstümüzde olan, ayağımıza giydiğimiz yemeni gibi.

Ama o da sonsuza dek yaşayamaz, dayanıksızdır. İşte bu yüzden “beşer, hep şaşar”, zayıftır, güçsüzdür. Ona güç verecek, onu yaşatacak olan şey, her konuda eksiksiz adaletle alacağı kararlardır.

İNSAN ancak işte o zaman insan olur.

Peki, KAMİL insan, hak’la olan adaletini nasıl sağlayacak?

HAK; içinde senin olmadığın, tamamen tarafsız kalınarak, alınan kararlardan ibaret olan ADALET’e denir. Yani hak; hiçbir şekilde menfaat olmadan, herkes için tam doğru olan demektir. Senin zararına ya da faydana olduğunun önemi yoktur. Allah’ın emrettiği hak’ka razı olmak demektir. Adaletin kemali böyle olur.

İnsanın sonsuza dek yaşaması, içinde kendinin olmadığı tertemiz adalete bağlıdır. İşte o zaman Hak’ka aşık olan insanın cesedi, toprağın altında olsa dahi ölmez.

Ne demiş YUNUS; “Ölürse beden ölür, Canlar ölesi değil.”

Asıl olması gereken; İNSAN OLABİLMEK, İNSAN KALABİLMEK VE İNSAN YAŞAYABİLMEKTİR.

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatından kısa süre önce söylediği gibi:

“Hiç birimizin; ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok. Yani, ruh bir saniyeliktir. Küf dedi mi bitti. Bunun da nerede, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil. Bir saniyenize bile hakim değilsiniz. Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat, bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.

Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz.”