Türkiye’de en çok gururlandığımız yatırımların başında, ulaşım yani duble yollar gelmektedir. Ülkenin neresine giderseniz gidin; genel olarak iki, üç şeritli ve gidiş gelişleri ayrı olan yollarda seyahat ediyorsunuz.

Gelişmiş ülkeler arasında, eskiye oranla kazalar azalmış olsa da yine en çok kaza olan ülkelerin başlarındayız. Önceden kaza sebepleri arasında, yolların kusuru çok fazlaydı. Günümüzde aşırı hız ve sürücü hataları başlıca kusur olarak görülmektedir.

Duble yolların kesiştiği ve risk oluşturan kavşaklara yapılan üst ya da alt geçitler yollarımızın konforunu artırırken, bir yandan da kaza risklerini en aza indirmektedir. Ancak D-300 karayolu üzerinde bulunan Akşehir’de, kaza risklerinin en aza indiğini ya da indirildiğini söylemek çok zor.

Genellikle sürücüler araçlarının devrini düşürmemek için, yeşil ışığı kaçırmayayım düşüncesiyle, süratlerini artırıyorlar ve kural hatası yaparak, kazalara sebep oluyorlar. Akşehir’in Atakent, Kozağaç, Karayolları, İstasyon ve Doğrugöz bölgelerinde, D-300 karayolu ile birleşen 5 tane noktası var.

Bu yolların yapımını üstlenen firma yöneticileriyle, o tarihlerde yemek fabrikası işletiyor olmam nedeniyle, sık sık bir araya gelirdim. Sohbetlerimizde Akşehir’deki bu kavşaklara, neden ihtiyaç olan alt ya da üst geçitler yapılmadığını sorduğumda, maalesef bu tür taleplerin yeterli şekilde üst mercilere ulaştırılmadığından bahsetmişlerdi. Fakat 40 km. yanımızda olan Ilgın’da yapılacak ve yapılan üst geçit örneklerini verirlerdi.

Günler geçti, Akşehir D-300 karayolu tamamlandı, acı haberler ardı ardına geldi ve geliyor. Üniversite yerleşkesi ve öğrenci yurtları, ayrıca TOKİ binalarının bulunduğu mahalle olan Kozağaç kavşağında kaç ölümlü kaza olduğunu sayabilen var mı?

Şehrin yine hareketli Karayolları kavşağındaki kazaları, sadece gazetelerden mi okuyorsunuz?

Doğrugöz Kavşağı, Organize Bölgesine ve Konya’ya gidenlerin en sık kullandığı kavşakta rahmetli olanların isimlerini hatırlıyor musunuz?

Ateş düştüğü yeri yakarmış. Allah rahmet eylesin, başınız sağolsunla o ateş sönmüyor.

O dönemde bu yolların yapılmasında etkili ve yetkili olanlar, kulaklarınız çınlıyor mu?

Ya da yollardaki bu eksikliklerin giderilmesi yönünde görevlerini aksatanlar, vicdan azabı çekmiyorlar mı?