PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler günü mesajında; tarımın ve gıdanın bir ülkenin vazgeçilmezleri arasında olduğunu vurgulayarak, “Unutulmamalıdır ki; bugünün her meslek mensubu, Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirilen tarımsal üretimden artırılarak ayrılan parayla meslek sahibi oldular” dedi.

“Bugün Dünya Çiftçiler Günü. Adlarına ithaf olunmuş bugünü bağında bahçesinde, tarlasında tapanında, yaylada merada üreterek, üretmek için emek sarf ederek geçirecek, hatta işiyle gücüyle uğraşırken bugünün kendilerine atfedilmiş özel bir gün olduğunu belki de hiç duymayacak, farkında bile olmayacak tüm çiftçilerimizin bu özel gününü yürekten kutluyorum. Üretim ayağındaki işletme ölçeğinden kaynaklı verim problemlerimiz, çiftçinin omzunu çökerten, üretme iştahını kaçıran girdi maliyetleri, büyük ölçekli sulama projelerinin uzun yıllara yayılan yatırım süreci, tarla fiyatı ile tüketici fiyatı arasında oluşan devasa farklar ve üreticinin eline geçen cüzi paranın verimliliği arttıracak tarımsal ekipman ve araziye yatırım yapılmasına yetecek bir birikim sağlayamaması, tarımsal üretimin organizasyonu ve pazarlanması ayağında üretim planlamasındaki eksikliklerimiz, tüketici ile üretici arasındaki uzun, çok aktörlü ve üretimle tüketim arasında aslan payını alan aracılar silsilesi, tarım sektörümüze yönelik ve ülkemizdeki tarımsal faaliyete özel AR-GE çalışmalarındaki yetersizlikler, üreticinin tarımsal sanayi ve perakende ile irtibatının istisnaları dışında kopuk olması ve üreticinin ürünü üzerinden oluşan katma değerden hemen hemen hiç pay alamaması, birim alanda verimi dikkate almak yerine küresel rekabetçiliğimizi fiyat üzerinden kıyaslayan ve üretim kararı ile teşvik sistemini etkileyen fiyatlama problemleri gibi bunların üzerine daha bir çok detayın eklenebileceği meseleler. Bu meselelerin hiç biri çözülemeyecek, çare bulunamayacak meseleler değildir. Çözümün ilk şartı, tarımsal üretimin dolayısıyla da gıda güvenliğinin tıpkı askeri güvenlik gibi bir milli güvenlik meselesi olduğunun kabulüdür. Bugün tarımsal üretimimizi arttırma ve verimliliği yükseltme konusunda siyasetten akademik dünyaya, ekonominin aktör ve kurumlarından medyamıza, sanayiciden, tüccardan mutfakta tencereyi kaynatanlara kadar herkes tam mutabakat halindedir. Bu mutabakatın sonuç vermesini en çok destekleyen, sonuca ulaşılmasını en çok isteyenler ise şüphesiz ki bu özel günün asıl aktörleri yani çiftçilerdir. Günümüz tarımsal üretiminin; finansman, üretim planlaması, tarımsal AR-GE ve verimliliği arttıracak güçlü bir pazar organizasyonu ile de desteklenmesi gerekiyor. Bunun için, sektörle ilgili veya ilintili herkese görev düşüyor. Bu görevler içinde öncelikli görev ise; herhangi bir ürünün fiyatı oynadığında sanık koltuğuna çiftçinin oturtulmamasıdır. Çiftçiye parmak sallayıp, ithal ikamesi ile terbiye etmeye kalkmamaktır. El birliği ile daha ucuz üretmenin yolunu aramaktır. Verimliliği arttıracak çarelere odaklanmaktır” değerlendirmesinde bulunan Konuk; Türk çiftçisinin, omzundaki yük hafifletildiğinde neleri başarabileceğini, kendi inşa ettiği sanayi tesisleriyle ispatladığını söyledi.

Fiyatlarda en az etki, çiftçi etkisidir:

Tarımsal üretimde fiyatın sonuç olduğunu, o sonuçta da girdi maliyetlerinden tarımsal finansman yüküne, ürünün pazara yolculuğundaki durak sayısından aracıların aldığı paylara, dekara alınan tonajdan mevsimsel yağışlara kadar birçok faktörün etkili olduğunu vurgulayan Başkan Recep Konuk, mesajına şu cümlelerle devam etti: “En az etki ise çiftçi etkisidir. Eğer sonuç rahatsızlık veriyor ise ki verdiği konusunda herkes hem fikirdir, yapılacak bellidir; sebeplere dokunmak. Sebeplere dokunmaktan kaçınamayacağımız, sebeplere dokunmayı erteleyemeyeceğimiz bir dönemdeyiz. Bunu bazı tarımsal ürün fiyatlarının gündemde yer etmesinden bağımsız söylüyorum. O fiyatlardan üretici tüketiciden daha çok rahatsızdır. Çünkü müsebbibi olmadığı bir sonucun zanlısı muamelesi görmektedir. Yeni bir ekonomik sıçrama için, orta gelir grubundan üst gelir grubuna terfi için en az yatırımla en mükemmel sonucu alabileceğimiz tek sektör tarım sektörüdür. “Eğer vatan kupkuru dağ ve taşlardan, viran köy, kasaba ve şehirlerden ibaret olsaydı onun zindandan farkı olmazdı. Bu vatan evlât ve ahfadımız için cennet yapılmaya layıktır. Bu faaliyet-i iktisadiye ile kabildir. Arzumuz şudur; Artık bu memleket fakir, millet hakir değil, memleketimiz zenginler memleketi olsun.” Bu sözler Mustafa Kemal’in sözleridir. Ve o yıllarda iktisadi faaliyeti başlatmak için de formülü şöyle verir; “Bu memleketin efradı ellerinde numuneleriyle, ziraat, ticaret, say ve sapanın mümessili olsun.” Arazi varlığı, iklim yapısı, sahip olduğu endemik tür zenginliği ile dünyanın tarımsal üretim için en şanslı ve Yüce Allah’ın bahşettiği en bereketli coğrafyalarından birine sahip olan ülkemizin, geleceğin dünyasında daha kuvvetli, daha kudretli, daha zengin ve daha itibarlı konuma ulaşabilmek için en büyük avantajı; bu potansiyeli harekete geçirecek kabiliyet ve nitelikte insan kaynağına da sahip olmasıdır. Bugün kendisine atfedilmiş özel günü üreterek kutlayan Türk çiftçisi bu potansiyeli harekete geçirerek, ülkemizin geleceğini inşa edecek, ülkemizin zenginliğine zenginlik katacak, evlatlarımızın tabağındaki yemeğin miktarını ve kalitesini arttıracak, elindeki lokmaya sahip çıkacak, gıda güvenliğimizin teminatı olacak idrake sahiptir ve bunu gerçekleştirebilecek kudret ve kabiliyettedir.

Bugün tarım sektörünün en uzağında olanlar da unutmamalıdır ki, Cumhuriyetimiz kurulalı daha yüz yıl olmadı. O yılların Türkiye’sinin en önemli üretim kalemi tarım ürünleridir ve istihdamın yüzde 90’ı tarımdadır. Bugünün işadamlarının, mühendislerinin, doktorlarının, akademisyenlerinin, gazetecilerinin, sanatçılarının, siyasetçilerinin, esnaflarının, akla gelen gelmeyen her meslek mensubunun pek çoğu, unutulmamalıdır ki; buğday, pancar, pamuk, tütün parasıyla, kısaca üretimden arttırılarak ayrılan parayla meslek sahibi oldular. İstisnaları dışında bizim ülkemizin her ailesi, birkaç kuşak öncesinden çiftçidir. İşte bugün kutlanan dünya çiftçiler günü hala topraktan ve üretimden kopmayanlara ithaf edilen bir gündür. Onlar, şehirlerde yaşayan ve başka sektörlerde çalışanların sılada bıraktıkları akrabaları, komşularıdırlar. Onlar, hala toprakla hem hal olup bu topraklarda 11 bin yıllık bir tarihe sahip, birçok mesleğin ve sektörün filizlenmesini sağlayan işi yapmaya devam edenlerdir. Onlar, hala topraktan değer üreterek, üretim zincirini başlatıp katma değer oluşmasını sağlayarak, başka şehirlerdeki ve başka sektörlerdeki akrabalarının, komşularının kazanç kapılarını aralayanlardır. Onlar ürettikleri ile değer zincirini başlatan, kürsüdeki hocadan, ameliyathanedeki doktora hemşireye, sınırdaki askerden, sahnedeki sanatçıya kadar her meslek ve sanat erbabının gıda ihtiyacını dert etmeyip işine odaklanmasını sağlayanlardır. Uzak köylerde olsalar da her gün ürettikleriyle ülkemizin her hanesindedirler. O nedenle bugün sadece hatırlama günü değil, bugün vesilesiyle daha çok üretebilmeleri için üretenleri yüreklendirme günüdür. Bugün çiftçilerin kendi başlarına çözemeyecekleri daha çok üretebilmelerinin önündeki meseleleri çözmek için adım atma günüdür. Tarımı güçlü, çiftçisi mutlu bir ülkenin geleceğe dair umudunun daha güçlü, ufkunun daha aydınlık olacağına dair sarsılmaz inancımızı ifade ederek, tüm üreticilerimizin dünya çiftçiler gününü, bereket ve bolluk dileğiyle tekraren kutluyorum.”