Akşehir’in araç ve insan trafiğinin en yoğun olduğu bankalar caddesinde, yabandan gelmiş vatandaşlar aracının bagajında satış yapıyor. Şehrin merkezinde zeytin, zeytin yağı, ceviz ya da çakma tekstil ürünlerinin satışlarını yapan seyyarların biri gidip diğeri geliyor.

Sabit durmayı sevmeyen bir başka misafir satıcı ise, 09 Plakalı beyaz minibüs aracına takmış hoparlörünü; şehrin merkezinde, İnönü caddesinde, bir aşağı bir yukarı ”Aydın’ın kuru inciri, ayağınıza kadar geldi paketi 10 TL” diye anons ediyor.

Kamu görevlisi olan Trafik polisi, buraya park edemezsin demiyor.

Belediye zabıtası, burada bu şartlarda satış yapılamaz demiyor.

Vergi dairesi memurları, hani bu malın sevk irsaliyesi, faturası ve alıcıya kestiğiniz fiş demiyor.

Hiç kimse sahiplenmiyor, sadece onları sahiplenen nakliye dışında gideri olmadığından, ucuza mal sattığını düşünen halkımız, ver bana da oradan bir paket diyor.

Satılan malın satıcı tarafından bedelinin ödenip ödenmediğini, tazeliği, hijyenliği, paketlenmesi gibi konuları düşünen yok.

Halk günübirlik cebini düşünüyor. Aldığı ürün küflü çıkmış, gramajı eksikmiş, kokuyormuş, gömlek ya da tişört özürlü ya da yırtıkmış, vatandaş evden tekrar gelene kadar zaten satıcıyı arada bulasın, gitmiş oluyor.

Akşehirimizin bahtsız esnafı ise sabırla dükkanında müşteri beklesin.

Ay sonu geldimi kira, vergi, sigorta, maaş gibi giderlerini karşılamanın hesabını yapıyor.

Esnafımız seyyarların hergün kamp kurduğu bankalar caddesine, kredi alabilirse bu ay da kepenk kapatmama mücadelesi vermek için çıkıyor.

Hurdacılar haftanın her günü dolaşıyorlar ama Pazar sabahı daha da rahatsız edici oluyorlar.

Mahalle aralarında sabahtan aynı tip kamyonetlerin biri çıkıp diğeri dalıyor sokaklara.

Ses düzenleri kusursuz çalışıyor. ”Hurdacı geldi hurdacı, eskileri alırız” Bir an önce sokağı terketsin diye, yeni olanı bile kapının önüne çıkarasınız geliyor.

Onu gönderdiniz mi bir başka araç, arkası kesilmiyor ki, ”overlokçu geldi hanımlar overlokçu” diyor.

Sözün özü, kasabaların dahi girişlerinde asılı olan ”seyyar satıcılar, hurdacılar ve dilenciler giremez” tabelası tabiki Akşehir’e yakışmaz.

Fakat bu tür kişilere, her türlü sorgulama ve evrak kontrolü yapılarak, kayıt dışı sözde ticarete engel olunmalıdır.

Sayın yetkililer bu konuda daha duyarlı davranırlarsa, Milletimiz sağlıklı ve belgeli alışveriş yaparken, esnafımız da içten içe bu tür kişilere dişlerini sıkmaktan kurtulurlar.