Yılbaşı gecesi Taksim’de Öso bayrağı açarak eğlenen Suriyeli mültecilerin gündem olması ve bu olay üzerinden sosyal medyada başlatılan “Suriyeliler ülkesine dönsün” kampanyası. Mülteci sorunu Suriye iç savaşı başladığından beridir bu ülkenin gündeminde. Ancak bu coğrafyanın kaderidir aynı zamanda mülteci meselesi. Anadolu topraklarına yüzyıllardır çeşitli ülkelerden her daim mülteci akını olmuştur.

Ancak halkın bir kesiminin  bu denli tepki göstermesine neden olan neydi peki? Daha da ileri boyutu yani içimizdeki ırkçılık eğiliminde bulunanların konuyu sosyolojik konjonktürden ayrı tutup direkt olarak insanları hedef göstermesine bahane olan sebep neydi?

Bunun nedenini şöyle açıklayabilirim: Halkın son 5 yıldaki ekonomik, sosyal ihtiyaçlarını karşılamada güçlük çekmeye başlaması ve mültecilerin elde ettikleri haklara kendilerinin erişemediklerini düşünmesi. Yani ikinci sınıf vatandaş yerine konulduklarını düşünmeleri. Mültecilere ek olarak yabancı öğrencileri de bu durumun içine koyabiliriz.

Nedir insanları bu denli rahatsız eden? 2015 yılında dönemin başbakanı sayın Davutoğlu’nun yabancı bir kanala verdiği röportajda sunucunun kendisine: “Siz Türkiye’deki üniversitelere giriş sınavı yapıyorsunuz ve bu sınava katılan vatandaşlarınızdan sadece %40’ı üniversitelere yerleştiriliyor. Ona rağmen hükümet Türkiye’deki tüm Suriyeli öğrencilerin üniversitelerde sınavsız kabul edilmesi için talimat verdi” Bunun üzerine sayın Davutoğlu:  “Bu konuda sorular geliyor, Türkiye’de üniversiteye girmek çok zordur. Ama Suriyeliler başvurursa giriyorlar. Girer. İmtihan yapmayız, Türklere imtihan yapıyoruz, Suriyelilere yapmıyoruz.” demişti.  Sayın Davutoğlu’nun bu demecine rağmen yine de Suriyelilerin sınavsız üniversitelere girdiği iddiası doğru değil. Onlar da diğer YÖS öğrencileri gibi Türkiye burslarına başvuruyorlar. O zamanlar niçin böyle bir açıklama yaptığı ise muamma.

Ancak bu olay ülkemizde yaşayan vatandaşlarımızın birçoğunun tepkisine neden oldu. Ayrıca yabancı öğrencilere sağlanan öğrencilik hakkının yanında, bilmiyorsa türkçe eğitimi (ücretsiz), ücretsiz yurt imkanı, yol parası, ücretsiz yemek fişi ve cep harçlığı olayı da yine tepki alan diğer konular arasında. Irkçılık için konuyu gündeme taşıyanları ayıklarsak bu duruma tepki gösterenlerin bir kısmı bu hakların kendilerinde olmadığını ve bu sebeple tepki gösterdiklerini söyleyenlerdi. Yabancı öğrencilerin burs ve kalacak yer imkanlarının sağlanması ancak bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bu haklardan yararlanamamasından yakınanlar var.

Haksız da sayılmazlar. Örneğin kendi ilimizde erkek öğrenci yurdu kapasitesi sınırlı. Öğrenciler bazen bu yurtlara giremiyorlar. Ancak yabancı uyruklu öğrenci ve mültecilerin bu yurtlarda barınma imkanı sağlaması doğal olarak tepkiye neden oluyor. Çoğu öğrenci geri ödemeli kredi alırken yabancı öğrencilerin burs almalarını hazmedemiyor insanlar. Yerli öğrenci okula giderken otobüse para basarken yabancı öğrenci bastığında “Serbest” yazısını gördüklerinde sinirleniyor insanlar. Kendilerine adaletsizlik yapıldığını düşünüyorlar. Tüm bu sosyal ve ekonomik boyutlar insanlarda mülteci sorunu algısını doğuruyor.

Suriyeli mültecilerden Türkiye’ye sığınanlar konusuna gelirsek. Suriye’deki iki ve daha çok cepheli bir savaş yaşanırken “hayır ben bu iki cephede de yer almak istemiyorum, ben savaşa karşıyım, ailemi ve kendimi güvende tutmak için Türkiye’ye sığınmak istiyorum” talebiyle gelen mültecilere kim söz söyleyebilir? İnsan olan bu durumu anlayışla karşılar. Cengiz Dağcı’nın bir kitabı var. Her şeyden önce ismi çok hoşuma giden bir kitabı: “Onlar da insandı” Hem kendilerine baskı yapan Ruslar hem de işkence gören Kırımlılar için kullandığı bir cümle. Evet Suriyeliler de insan. Ancak bizim memleketimizin evladı da insan! Ancak şu çok önemli: bu sorunların çözümü hiçbir şekilde ırkçılık ve şiddet eylemlerinde bulunmak ile çözülemez. Ülkemizdeki Suriyeli mültecilerin insan haklarının, yaşam koşullarının gözetilmesi gerektiği de bir gerçektir. Ancak ülke vatandaşlarının hassasiyetleri de unutulmamalıdır.  İyi haftalar dilerim…